13 Ekim 2018 Cumartesi

Gerçek Bir Korku

Talay Notu: Filozof Van Gogh'dan listeleri sarsan bir hikaye. Alıştığınız korku hikayelerini bir kenara atın. Sinbo marka -Fakir demek isterdim ama malum enflasyon- su ısıtıcınızı açın ve  kendinize çay ya da kahve yapın. İstemem derseniz de zıkkımm için... İyi okumalar!
***
Amerika’nın Orlando Eyaletine bağlı bir kasabada  gerçekleşmiş olan çok korkunç bir hikayeyi anlatıyorum. Çok dikkatli dinle aşkım, bu hikayeye ben başlamadan önce istersen yedek iç çamaşırlarını hazırla. Bittiğinde lazım olabilir. Çünkü inanılmaz bir şey, tam bir vahşet, korkudan bana sarılacaksın. Hazır mısın? Başlıyorum…

Orlando’nun San Francisco eyaletinde satılık ama çok ucuz olan bir eve bir aile taşınmaya karar vermişler.
- Orlando değil miydi aşkım. 
- Kızım sen cahil misin? San Francisco Orlando’nun bir ilçesi
- Haa tamam aşkım pardon.

İşte bu aile taşınmaya karar veriyorlar nasıl olsa ev çok ucuz üstüne de dubleks. 
- Yatak odasında da duş var mıymış aşkitom?
-Varmış tabiki de… Duşun dışında birde odalarda tuvalette varmış. Neyse konumuza dönelim. Bu ailenin bir de 8 yaşında bir kız çocukları varmış, kız evi ilk gördüğü zaman bu evi daha önce birçok kez rüyasında gördüğünü hatta çatı katında bir oğlan çocuğu ile de konuştuğunu söylemiş.
- Ohaaa.
Tabii bu çocuğu iplememişler, demişler kesin saçma bir youtuberı takip ediyor ordan duyduklarını rüya sanıyor falan demiş andavallar... 
- Aşkım bu hikaye kaç yılında gerçekleşmiş?
-Sanıyorsam 1987 olması gerekiyor?
- O zamanlar youtube var mıydı ki?
-Aşkım sen harbiden cahilsin youtube kurulma tarihi 1985, lütfen cahilliğinle bölme şu hikayemi.

Her neyse devam ediyorum. Bu aile o eve taşınmak için yola çıktıklarında evin yerini tam bilmedikleri için bir barakanın yanında şezlonga uzanan bir ihtiyarı gördüklerinde ona evin yerini bilip bilmediğini sormuşlar. Sordukları zaman bir de ne olsun, bu yaşlı ihtiyar evin adını duyduğu zaman bir anda ayağa kalkmış ve altına giydiği pembe deniz şortu düşmüş, bırak bir de altında iç çamaşırı da yok mu!

 Sonra adam iki ellerini havaya kaldırıp arabanın üstüne çığlık atarak koşmaya başlamış, arabayı da kadın kullanıyormuş, kadın adamın üstlerine çıplak koştuğunu gördüğü gibi biraz ateşli ve çılgın birisi olduğundan üstündekileri çıkarıp adamın üstüne doğru koşmaya başlamış. Sonra adam nedeni bilinmeyen bir şekilde dönüp yaşadığı barakanın arkasına geri dönüş yaparak aynı şekilde koşmuş ama tabi bizim kadın durur mu? O da yaşlı adamı takip etmiş arkasından. Sonra anlaşılmış ki bu kadın ile o ihtiyar eski arkadaşlarmış. Ne yaptılar o barakanın arkasında kimse bilmiyor…

Eşi, kadına orada ne yapıyordunuz sorusunu yönelttiği zaman aynen şu olmuş. Kadın adeta içine cin kaçmış ses tonu ile demiş ki;
Şakalaşıyoorduuuk. 

Adam biraz saf birisi olduğu için hemen inanmış tabii, bunlar ne yapıp edip evin yerini bulmuşlar. Eve gittikleri gibi kız bir odaya girmiş sanki daha önceden bu evi tanıyor gibi, bu kız bir odadayken diğerleri de başka odalara bakıyorlarmış. Küçük kız bir anda çığlık atmaya başlamış. Annesi ve babası koşarak gitmişler kızın yanına.Kıza ne olduğunu sordukları zaman kız hüzünlü bir ses tonu ve korkutucu bir ses ile şöyle söylemiş;
“En sevdiğim bebeğimi evde unuttum.” Sonra ağlamaya başlamış. Babası da kız üzülmesin boşuna evde unuttum diye ona gerçeği itiraf etmiş aynen şöyle söylemiş;
- Kızım boşuna kendini üzme evde unuttum diye. Zaten ben o bebeği çöpe atmıştım evde değil yani, üzme kendini boşuna.

Tabi kız bunu duyduğu zaman biraz daha çığlık atmış ve depresyona girmiş. Kendisini balkondan aşağıya atmaya falan çalışmış o derece yani. 
Adam, komşularına bazen kızının kendisini elinde bir bıçak ile kovaladığını söylemiş.
Kızlarını psikoloğa götürdüklerinde psikoloğa şöyle söylemiş;
“Lütfen bana yardım edin Johnson Bey. Ölü bebekler görüyorum.” Yanındaki boş masaya bakmış sonra ve şöyle söylemiş, “Lütfen biraz sus Charlie Johnson Bey ile bir şey konuşmaya çalışıyorum şurada.”

Birkaç gün sonra kız babasına çatı katından sesler duyduğunu ve rüyalarında çatı katında bir oğlan çocuğu ile konuştuğunu söylemiş. Babası tabi bunu gene iplememiş çünkü evlerinde çatı katı yokmuş ve kızının delirdiğini düşünerek kızı deli hastanesine kapattırmış.

Karısı bu olaya çok karşı çıkmış çünkü kadın kızının direkt mezarlığı boylamasını istiyormuş. Birkaç gün sonra adam gece acıktığı için buzdolabına doğru giderken bir tıkırtı duymuş ama önemsememiş bizim kedidir diye ... Sonra aklına gelmiş. “Bir dakika bizim kedimiz yok ki” diye düşünürken artık çok geçmiş makineye koyduğu tost yanmış bile…

Olsun yanık falan karnım aç her türlü yerim ben bunu demiş ve tostunu tabağının üstüne koymuş. Kendisine çay yapmak için su ısıtıcısını açmış ve tekrar arkasını döndüğünde tabağında tostunun olmadığını görmüş ve afallamaya başlamış şöyle diyormuş kendi kendine;
Şizofren mi olmaya başladım ne, az önce ben kendime tost yapmadım ki bu tabakta tostun ne işi var?

Adam şizofrenmiş meğerse ve elinde hiçbir şey yokken tost yediğini sanıyormuş ve o an karısı da susadığı için mutfağa gitmek için yola çıkmış ve mutfağa girdiği zaman eşini o şekilde görmüş . Şşoka girmiş şöyle diyormuş kendi kendine: “Eşim bana neden tost yapmamış kesin hayatında başka birisi var.” Eşi elinde hiçbir şey yokken kadına da uzatmış elinde tost olduğunu sanıp kadında başlamış o adamın elindeki olmayan tosttan yemeye, kadın da şizofrenmiş…

Birkaç gün sonra adam bir gece uyandığında yatağında eşinin olmadığını görmüş ve ayağa kalkmış, ayağa kalktığı zaman yukarıdan bir sesler duymaya başlamış ve kendi kendine düşüncelere dalmış;
Nasıl olur, bu sesler ne? kızımız haklı mıydı? Yani çatı katımız mı var? Babam böyle pasta yapmayı nerden öğrendi? Derken bir düşünmüş, benim babam öldü ki derken bir ses daha gelmiş o korkutucu ses aynen şöylemiş;
“Aaaaahh haydi bebeğim daha hızlı daha hızlı…”

Bu sesi adam duyduğu zaman tam bir şoka girmiş o an tek düşündüğü lezbiyen bir ruhun karısını ele geçirdiğiymiş. Eline aldığı elektrikli süpürge ile çatı katının nerede olduğunu aramaya koyulmuş. O an tek düşündüğü o lanet kötü ruhu bu makinanın içine postalamakmış. “Seni aşağılık herif, pardon aşağılık sürtük” diyormuş durmadan kendi kendine…
- Aşkım nerden biliyoruz bunları kendi kendine söylediğini?
-Sarışınım biraz kafanı çalıştır, demek ki adam anlatmış birilerine her şeyi.

Adam en sonunda çatı katını bulmuş ve içeri korkuyla girerken bir ses daha duymuş,, büyük bir yaylı sandalye kendi kendine ileri geri sallanıyormuş. Bebek ağlama sesi duymuş bir anda arkasını dönmüş.  Bir şey göremeyince sandalyeye doğru geri dönmüş ve görmüş ki sandalyenin üstünde bir bebek var. 
O da ne bu bebek çöpe attığı bebekmiş. Bebeğin üstünde bulunduğu sandalyeye doğru yavaş adımlar ile ilerlerken arkasından bir el omzuna dokunmuş, arkasını korkuyla dönerken aynı zamanda tüm vücudu korkuyla titriyormuş ve arkasını döndüğü zaman arkasında hiçbir şeyin olmadığını fark etmiş etrafa korkuyla elindeki süpürge makinesi ile göz gezdirirken bir ses duymuş.

”Hey buradayım bana bak demiş” o ses ama baktığında kimse yokmuş. Sanırım delirmeye başladım diye düşünürken bacağında bir acı hissetmeye başlamış. Bir şey sanki bacağıma tekme atıyor derken aşağıya baktığında bir de ne görsün, katil bebek Chucky imiş. Chucky aynen şöyle söylemiş;

“Benim manitaya yamuk yapmanın bedeli ne biliyor musun? Adamım, sana o bedeli şöyle anlatsam nasıl olur” derken elindeki bıçak ile sağ tarafı göstermiş, adam bir de ne görsün sağ tarafta ufakken oynadığı, hiç gözünden ayırmadığı en sevdiği ayısı kırmızı ayı dogi, tavandan uzanan bir ip ile boğazından asılı  bir şekilde oracıkta duruyor. 

Çaresiz bir şekilde mavi boncuklu gözleriyle o adama bakıyor ama adam olayın şoku ile çaresizlik içinde süpürge makinasını çalıştırıyor ve makinenin sapını ağzına götürüyor ve kendisini oracıkta ölüme terk ediyor. Karısı da saklandığı yerden çıkıyor ve şöyle söylüyor;
"Chucky tatlım gel işimize devam edelim." Meğerse o kötü ruh Chucky’ymiş…
- Ne yani, Chucky lezbiyen miymiş?
- Kimin ne olduğunu asla bilemezsin canım artık öyle bir dünyada yaşıyoruz. Onu bunu bırak da telefonuma bak hayatım. Şu iki çocuk nasıl da sevişiyor?


FİLOZOF VAN GOGH'UN YAZILARI:
-CHUCK PALAHNİUK'TAN ÖLÜM PORNOSU

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder