Header Ads

Eski Alman Başbakanı Hakkında [Hiçistan-3]

Eski Alman başbakanını suçluyorum ama en nihayetinde komisyonun basın sorumlusu benim. Kaldı ki babam da komisyona üye. Burada size anlattıklarımın aramızda kalacağını düşünüyorum. Zaten bu yıllara sinyal gönderebilecek bir teknolojiniz ya da zaman makineniz yok. 

Eski Alman başbakanının en büyük suçu aşırı milliyetçilik adı altında aslında -kendi insanını da sevmeyen bir biçimde- insanları ölecek yaratıklar olarak görmesiydi. Ölümü insanın fıtratı olarak görüyordu. Ayrıca çoğu ülke robotları üretimde, sosyal alanı ve insan yaşantısını kolaylaştıracak yerlerde (havalimanları, eğlence merkezleri, gişeler, alışveriş merkezleri vs.) kullanırken Almanya orduya atılım yaptı, robot ordusuna...

İşte komisyonun içinde de büyük tartışmalar döndü. Alman başbakan eskisinin -ki lakabı "artık başbakan" idi- komisyondan çıkarılıp yargılanması gerektiği düşüncesi günden güne artıyordu. Bunun üzerine artık başbakan tüm dünyada ortak yayına çıkacaktı. (Ben de öyle bir anlatıyorum ki onlarca kanal varmış gibi. Yok, yok. Yalnızca bizim kanal. Tüm dünyada tek bir uydu var, Hiçsat. O uyduya ait tek bir kanal var. Hiç TV. Umarım piç etmeyiz.)

Hazırlıklarımızı yaptık. Yayında sadece 'artık başbakan' olacak ve hazırladığı konuşmayı okuyacaktı. Herkes kenetlendi. Akşam dokuz olduğunda yayın başladı. Başbakanın konuşmasından aklımda kalanları sizinle paylaşacağım.

"Değerli yurttaşlarım. Değerli hiçistanlılar. Burada Almanı ile, Fransızı ile, İngilizi ile, ortodoksu ile, protestanı ile, katoliği ile..."

Puff, işte böyle uzatıyor her konuşmasının başını. Yine sinirlendim, bak. Halbuki ötekileştirmese, kimseyi ayrı saymadan bir bütün kılabilse... Neyse, konuşmasına geri dönelim. Ama dediğim gibi sadece aklımda kalanlar. Zira biraz unutkanım.

***
Hay aksi. Ne söylediğini unuttum. Biraz lafı döndüreyim bari.
***

Bunları sizinle paylaşıyorum. Sonuçta gelecekte neler olduğunu bilmek istersiniz ve en nihayetinde ben bir romancı ya da hikayeci fala değilim. Gördüğünüz gibi falan bile yazamadım, o derece. Akışı, kurgumu falan beğenmeyebilirsiniz ama sonuçta bu yıllardan size benden başka yazan olduğunu da -en azından bu evrende- sanmıyorum.

"Ne boş laf ettin" de diyebilirsiniz. Ama malum Hiçistan. 3021. Artık içtiğimiz şeyler mi? Gıdalarımız mı? Yakıtlar mı? Yüzyıllardır maruz kaldığımız chemtrails mi?... Bi' şeyler bize dokunuyor. İçten içe zehirliyor, hasta ediyor belki de. O yüzden siz gününüze sahip çıkın, belki zamanın akışını değiştirir ve bunları yaşamazsınız. 

Sizin zaman demişken Hiçistan ismi de 20. yüzyıla damgasını vuran Michael Jackson'ın Neverland'inden geliyor. Bu dipnotu da vereyim. Üstünden bin yıl geçmesine rağmen sevdiğimiz müzisyenlerin birçoğu 1970-80 civarlarında müzik yapanlar, ne acı ki. Lütfen sanata da sarılın. Bin yıl sonrasına daha iyi ve daha fazla eserler verebilin.

Veee, artık 'artık başbakan'ın konuşmasını iletiyorum. Kesintisiz yazıp yorumumu sona saklayacağım.

*3. BÖLÜM SONU*
(Siz bölüm sonu canavarını öldürmekle meşgul olun ya da bana küfretmekle. İyi yerde son vermedim mi ama? Döneminizdeki dizilerden feyz aldım. Alışmıssınızdır yani küfretmenize gerek yok yani. Bence küfretmeyi düşünmediniz bile. Bu yaptığımın küfredilebilecek kalitesizlikte bir şey olduğunu bile hissetmediniz. Nelere alıştığınızın ve alıştırıldığınızın artık farkında bile değilsiniz çünkü. Neyse çok da gömçürmeyeyim, sonuçta okuyucularımsınız. Ciao...)

Hiç yorum yok