16 Eylül 2018 Pazar

Talay Talayhan'ın notu: Blogdaki ilk uzun(!) hikayenin başlangıç bölümü. Yazım dilindeki eksiklikler veya hatalardan dolayı şimdiden af diliyorum. İyi okumalar...
------
Sene 3021. Hiçistan'dan sesleniyorum. Hiçistan 3009 yılında artık tüm dünyaya verilen isim. 2990'dan beri süregelen ve adına "20 Yıl Savaşları" dördüncü yüzyılın kabusuydu. Dünyanın geneli refah ve barış içinde yaşadığını düşünürken teknolojinin bir anda doğurduğu yenilikleri kötülük için kullanan 'insanlık' kendiyle bir savaşa tutuştu.

Bu savaşta insan insana muharebe az görüldü. Görüldüğü yerler ise genelde bir robotik kıyafetin içinde, onu kontrol eden insanlardı. Dedim ya bu savaşta insanlık kendi kendini yok etti. Olur olmaz yerlerde denenen bombalar, tamamen otomasyon kontrollü robotlar, uçaklar ve bu sistemlerin hacklenmeye açık şekilde kodlanmış olması gibi sebeplerle imhalar başladı, bazen kim tarafından başlatıldığı belli olmayan imhalar. Zaman zaman ülkeler birbirini de bombaladı, asker-sivil demeden ölümler oluyordu ve artık 3009'a gelindiğinde savaş bitmiş, insanlık ise yok olmanın eşiğine gelmişti.

Savaş bittiğinde tüm dünyada hepi topu 102 bin insan kalmıştı. En çok insan Avrupa kıtasındaydı ve diğer kıtalarda bulunan 30 bin kadar insana çağrı yapıldı. Herkesin Orta Avrupa'ya yerleşerek yeni dünyanın oluşumuna katkıda bulunması istendi. Bu deklarasyona icabet edenler oldu, ama vatan bellediği yerinde kalarak orayı düzeltmeye çalışacağını söyleyenler veya hiçbir şeyden umudu kalmayıp ölümü bekleyenler de oldu ve onlar gelmedi. Şuan size çok çok eski zamanlarda -sizin zamanlarda- Avusturya diye tabir edilen yerden yazıyorum. 12 yılda sadece Avrupa'daki nüfus 170 bini buldu. Hızlı bir kalkınma hamlesi bunda etkili oldu.

Önce bir komisyon kuruldu ve ülke yönetimini sağlayan bu komisyonca eldekilerin tespiti yapıldı. Ortak bir deklarasyonla silahsızlaşma hareketi başladı. Asla ama asla dünyanın hiçbir yerinde silah ve benzeri malzemelerin üretimi yapılamayacak, yapanlar ise ağır şekilde cezalandırılacaktı. Halen kurulu bulunan ordular lağvedilecek ve tüm dünya tek devlet kabul edilecekti. Hiçistan. Şuan her ne kadar sadece Avrupa'yla kaldıysak da... Diğer yerlerle pek irtibatımız yok da.

İnsanlar 12 yılda her şeyi unutmuş gibiydiler. Eh, ne de olsa kalkınma planıyla herkes emeğinin karşılığını alıyordu. Üretilen her şey eşit paylaştırılıyordu. Şark kurnazlığı gibi bir ahlaksızlığa kimse bulaşmamıştı. İsmimiz Hiçistan'dı ama hiç de "hiç" değildik. Kara mizahı seven bir komisyonumuz var.

-DEVAMI GELECEK...-

12 Eylül 2018 Çarşamba

Doğ, oku -artık okuma-, büyü, flört et -artık etme- , evlen, çocuk yap.
Bu döngüde çalış, para kazan. Daha çok çalış, daha çok para kazan. Kazandığın parayla tatil yap, tatilde yediğin parayı toplamak için tekrar çalış.

Çocuk ya da çocuklarına ev bırakmaya uğraş. 18'ine basar basmaz -büyük bir marifetmişçesine- altına arabasını çek. Oh, mis!

Bunu sen yapıyormuşsun gibi söyledim ama insanların çoğu böyle değil mi okurum?

Çocuğun iyi bir eğitim almasına çabalamıyor.
Kültür-sanat alanınnda gelişimine çabalamıyor.
Sportif olarak ilgisi var ama ona göre bu boş hayal. Gitsin memur olsun.
Hem ona ev almaya boşuna mı uğraştı bu kadar!?

İyi ev değil, iyi insan...
İyi insan için iyi ortam...
Bırak, o zaten kendi evini alır.

11 Eylül 2018 Salı

Klişeli başlangıç...
Gün geçmiyor ki ülkemizde bi' ilginçlik, bir saçma vaziyet daha yaşanmasın.
Komedisine mi gülelim, trajedisine mi ağlayalım karar veremedik. (Ben karar veremedim yani. Kendimden çoğul bahsetmekten haz duyarım.)
Uyku tutmaz diye saçmalamıştım ama bu kadar saçmalamanın yanında benimkinin "melek" kaldığını gördüm. 

Neymiş efendim, klibinde dolar varmış, FETÖ'cü... Bildiniz, küçük herif ya da herife...
Mabel LGBT imamıydı zaten, tüm gerçek ortaya çıktı şimdi.

Büyük haber siteleri de "Ünlü Şarkıcı Mabel Matiz'e Büyük Şok" başlıkları geçmişler. 
Şu iddiayı ciddiye alıp dava açmak da ayrı bi' ciddiyetin(!) eseri sanırım. 

Neyse, onlar yaptı, bense yazdım bu saçmalığı. 
İçimdekiler elbette bu kadar değil ama malum özgür bir ülkeyiz, o nedenle hepsini yazmıyorum.
Kıl bile nem kaptırır, mazallah!

8 Eylül 2018 Cumartesi

Uyku tutmaz, uyku tutmaz işte...
Saçmalarım, beynim yanar, uyku tutmaz.

Karaların aklımdan geçenleri, aklım düşer.
Depremler oluşur yüreğimde, parçalanır bedenim.
Uyku tutmaz, lanet uyku tutmaz.

Hele bir de yağmur yağmışsa o gece.
Arap kızını ararken camdaki Arap kızı olurum birden.
Yine tutmaz uyku. Tutmaz.

Adalet isterim uykudan. "Ulan" çekerim en hafifinden.
O sıralarda kaçarsa "pislik" zaten sabahlarım.

Düşüncelere dalarım. 
Boktan bi' sözü hatırlarım.
"Düşün, düşün. Boktur işin..."

Uykum kalmaz.
Mecalim kalmaz.
Uyku, tutmaz!
_talay talayhan saçmaladı.

3 Eylül 2018 Pazartesi

---DİKKAT! SPOILER İÇERİR...---
Chuck Palahniuk ne isim ama...
Bu adam size bir yerlerden tanıdık geliyorsa bunun nedeni Fight Club'tır.
Filmi ne kadar çok beğenilse de o kendi halinde, yalın bir sanat eseri niteliğinde yazılmış olan o kitap -veya kitaplar- filmlere konu oldukları zaman biricikliğini yitiriyor ve artık sadece satılmış bir esere dönüyor.
Ama üzülmeye gerek yok çünkü bu kitap -yani Ölüm Pornosu- kesinlikle bir filme konu olamaz.
Çünkü bunun sinema filminin, bu anlamda özgürce yayınlanmasına izin verebilecek bir RTÜK hiçbir ülkede yok. 

Kitap kısaca tüm çıplaklığıyla ortada ...

Bir aşk hikayesi, bir anne özlemi, tutkunun dorukları...
Bu kitapta aradığınız her şey var.

Ya bugün dünya rekoru kırılacak ya da dünyaca ünlü porno yıldızı Cassie Wright vajinal kanamadan ölecek.

Bir çekim stüdyosu ve ünlü porno yıldızı Cassie Wright ve viagralar ile kendilerini motive etmeye çalışan "1'den 600'e kadar" danalar gibi numaralandırılmış adamlar... Ve bu adamların bazıları
obsesif kompulsif bozukluğu ile kendisine hayran olan adamlar...

Bu adamlar o kadar takıntılı bir hayranlık ile aşıklar ki Cassie'ye, ailelerinden gizli bir şekilde  çekmecelerinde, yataklarının altında, sokabilecekleri her yere Cassie'nin şişme bebekleri vs. mevcut...
Sanmayın ki sadece Cassie'ye hayranlar 
Orada rekor denemesi için bulunan 600 adamdan birisi de ünlü bir porno yıldızı ve bu adama karşı da hayran olan ve hayran olmakla kalmayıp yapma penisini saklayanlar da oldukça mevcut.

Cassie Wright'ın tek amacı rekoru kırmak ve bu işten kazanacağı yüksek miktar ile zamanında evlatlık olarak verdiği, film çekimleri sırasında bir kaza eseri olan çocuğunu hayatı boyunca zengin bir şekilde yaşatmak.

Cassie'nin haberi olmadan o an o sette 72 numaralı bir adam Cassie'nin kendisinin annesi olduğunu iddia ediyor ve kendisine sürekli şu sözleri söylüyor.
"Anne seni bu hayattan çekip alacağım."
72 numaralı adam Cassie Wright'ın annesi olduğunu 600 numaralı adam olan ünlü porno yıldızına da söylüyor ve şu tepkiyi alıyor.
"Annen bile olsa sana sıra geldiğinde anneni becermelisin çünkü hayatı buna bağlı bu rekoru berbat edemezsin." 
Şimdi 72 numaralı adam ne yapacağını kara kara düşünmek zorunda.
137 numara ise Cassie Wright'a olan sapkın olarak aşık.
600 numaralı ünlü porno yıldızı ise zaten Cassie ile eskiden çok film çevirmiş ve hayatı boyunca Cassie Wright'ın aşkı ile yanıp tutuşmuş.

Bana kalırsa daha fazla ben anlatmayayım.
Sizler okuyun yoksa kitabı burdan okuyacaksınız.
Emin olun bu anlattıklarım sadece önizleme...
Daha fazlası Ölüm Pornosu'nda. iyi okumalar!

[TALAY'IN NOTU:Bu yazı Grotesk'ten Filozof Van Gogh tarafından talayhan.net için yazılmıştır.]

31 Ağustos 2018 Cuma

Birey yani fert.
Sözlük anlamı kabaca 'kendine özgü nitelikleri olan varlık'.
Kendine özgü niteliklere sahip olması demek başkalarından farklı olması demek.
Özel olması demek.

Zaten her birey başka birisine göre "özel"dir ve aynı zamanda özgürdür.
Birey kavramı özgürlükle birebir ilintilidir.
Bi' yerde bireyden söz ediyorsak orada özgürlük var demektir.
Bu iki kavramdan birini çektiğiniz an diğeri ölür.

Özgürlük yoksa birey de olmaz.
Yani kimsenin kendine özgü nitelikleri olmaz.
Tektipleşmenin yaşandığı yerlerde özgürlük yoktur mesela...
Herkesin aynı şeyi düşündüğü, aynı şekilde yaşadığı yerlerde özgürlük yoktur.

Genelin yaşam tarzını...
Genelin nasıl giyineceğini...
Genelin ne içeceğini, ne yiyeceğini...
Genelin kaç çocuk yapacağını...
Genelin -istemediği halde- çocuklarının hangi okula gideceğini...
...
bir zümrenin ya da kişinin belirlediği yerlerde özgürlük yoktur.

[İstemediği hâlde mecburen gönderiyor yani. Oraya gitmesini istemiyor ama yalnızca... Göndermemek adına da herhangi karşı çıkış içinde değil.]

O hâlde önce birey olduğunu hissetmeli.
Birey olduğunu hissettikten sonra dayanılmaz olarak "özgürlük" yaşama sirayet edecektir.
İşte o zaman özgürlük düşmanları kaçacak delik ararlar.

Kır zincirlerini, hür ol.


_talay talayhan yazdı.

27 Ağustos 2018 Pazartesi

Her insan kendi kendinin katilidir. Yalnızca seviyesi vardır bu durumun. Kimisi çok öldürmüştür kendini, kimisi az. Ama öldürmedim diyen yalan söyler.

Kimi zaman "iş" için öldürür kendini. Kimi zaman "aşk". Kimi zamansa "aş"...

Ekseriyette para için öldürür aslında. Para mutluluğu satın alır der hep. Parayı bulduğundaysa zamanını öldürdüğünü anlar çoktan...

Ya da tüm bunlar bir kenara "kodaman" takımın evlâtları mevcuttur bi' de. Onlar baba parasını harcamakla meşguldür. Tamam para için zaman öldürmez ama parayla zaman öldürdüğü bir gerçektir. Zamanla birlikte de sağlığını da öldürenleri çoktur.

Bu "katil" ise insanın iç mekanizmasıdır. Başa çıkmak zordur. Hiçbir zaman yüzde yüz başa çıkılamaz. En azından yüksek çaba sarfedenlerde kendinde bir şeyleri öldürme oranı çok az olur. Bu nedenle katile yenik düşmektense onu minimize etmeyi öğrenmelidir insan...

Belki yokedeceği günler de yakındır. Kim bilir...

_talay talayhan yazdı.

25 Ağustos 2018 Cumartesi

Feridun Bey Hasan oğlu
Doğum yeri Kastamonu
Kendisi emekli memurdu
Hep yoksulluk görmüştü
Darbe üstüne darbe
Hayat boyu hep koştu

Hep aynı partiye oy vermişti senelerce
Ama elleri hala sağlamdı
Bir de çok şaşardı 
Japonlar nasıl başardı bu işi, ekonomi
Bizde harakiri

Amerikan sigarası dış mihrak tezgahları 
Japon malı TV'sinde batmış Türk sineması
Senin Kabe'n neresiydi
New York mu Moskova mı 
Değişiyordu dengeler gizli saklı bilgiler 

Yürüseydik girerdik biz Atina'ya
Öyle diyor kahvede Feridun Amca
Öyle babanın böyle oğlu
İçinde liberal ruhu
Küçük torun seviyordu 
Şu malum popçuyu

Değişiyordu dengeler mikroçipte bilgiler
Nasıl olacak bu işler Feridun Bey
Sağdan esen rüzgarlar gözaltında hep yaşlar
Bizi kimler anlasın, bizi kimler anlasın?

Feridun amca her şey çok saçma
Yaşam geliyordu üstüme hiç yer yoktu kaçmaya


Çok şey anlatıyor aslında kesmeşeker'in bu şarkısı... Sanki birçok şey değişmemiş gibi. Her an güncelliğini koruyormuşçasına. "Şarkının çıkmasından tam 20 yıl geçmiş olmasına karşın her şey aynı mı kalır" sorusunu sorduruyor.

Özellikle nakarat son günlere atıf yapıyor. Tekrar tekrar dinlemeli ve kafaya kazımalı!

Amerikan sigarası dış mihrak tezgahları 
Japon malı TV'sinde batmış Türk sineması
Senin Kabe'n neresiydi
New York mu Moskova mı 
Değişiyordu dengeler gizli saklı bilgiler 

22 Ağustos 2018 Çarşamba

İlginç dönem. Karanlık günler. Umudunu zaman zaman yitiren ama yitirdiği zamanlarda bile bunu hissettirmemeye çalışan insanlık...
Bu insanlığın dik durduğuysa meçhul.

 Kimi sadece kafa boşaltmak için sabah akşam eğlence peşinde.Belki 3 kuruş parası ya var ya yok cebinde. Ama o bunu bile harcamanın derdinde...

 O bazı şeyleri farketse dahi onları görmeden yaşamını sürdürmenin peşinde.

Yani bakmayın siz. Yeni nesil ya da bu çağda yaşamını devam ettiren insanların geneli gerçekleri görmüyor sanılıyor.Oysa bal gibi de görüyor da söyleyemiyor.
O zorbanın da farkında, zorbalığın da, asıl mağdurun da... Ama konuşsa diline ne olacağını da biliyor işte. Susuşu ondan...

 İşte bu düşüncelere sahip ben bu blogu kurdum. Bundan sonra talayhan'da Talay'dan "ilginçlikler" okuyacaksın. Tabii istersen ..

Bu arada taa en baştan söyleyeyim; çok ikileme düşerim. Ayrıca sorgulamak eylemini severim.

 Her neyse... İlk yazı için çok uzun olmasın. Umarım hoşgeldim, sen zaten hoşgeldin. Takipte kal.

 _talay talayhan yazdı.