25 Eylül 2018 Salı

Bugünlerde herkeste bir hoşnutsuzluk seziyorum, ben başta olmak üzere...

Evdeki vaziyetten hoşnutsuzuz kimimiz...
Kimimiz iş yaşantısından, kimimiz okulundan...
Kimimiz tüm okullardan...

Çünkü birilerine göre yaşamayı amaç edinmişiz de ondan bu hoşnutsuzluk.
Kendi istediğimiz gibi yaşayamıyoruz. 
İçinde yaşadığımız evin, sitenin, mahallenin, ilçenin ya da şehrin bile kuşatması altındayız.
Onların dayatmalarıyla yaşamımızı şekillendiriyoruz.

Bi' de kendimize saçma insanları idol ediniyoruz.
Sabah akşam instagram'da takılıyoruz, oradaki 'ünlü'leri örnek alıyoruz.
Onlar gibi olmak istiyoruz, onlar gibi yaşamak istiyoruz.
Ama şundan eminim ki o hayatı yaşasak da mutlu olamayacağız, hoşnut olamayacağız.

Boşver, birileri gibi olmak zorunda değilsin.
Birilerini örnek almak zorunda değilsin.
Modaya ayak uydurmana gerek yok.
Toplumsal dayatmalara boyun eğmene gerek yok.
Çoğunluğun yaptığı şey hep doğru olmak zorunda değil.
Genellikle yanlıştır hem de. 
Konformist olmaya da oportünist olmaya da gerek yok.

Önce kendini bilmelisin, ilkeli olmalısın.
Omurganı koruduğun sürece kimse sana ilişemez.
Merak etme.
Boyun eğme!!

-talay talayhan karaladı

20 Eylül 2018 Perşembe

 
Hiçistan'ın 1. bölümünü okumadıysanız tıklayın.
***
Şimdiye kadar hep eskiden bahsettim. Bu kadarı şimdilik kafi olsun çünkü komisyonun yaptığı bazı şeylerin izahı uzun. Onları yeri geldikçe yazarım. Ufak bir örnek vererek geçeyim. Misal, başta savaşın sorumluları hiçbir biçimde araştırılmadı ve direkt olarak savaş karşıtı popülist söylemlerle zaten yok olmakta olan dünya halkını tavlamış oldular. Ha, komisyonun tamamını suçlayabilir miyim? Hayır. Bazı şüphelerim var işte...

Kendimi biraz tanıtayım dostlarım. O zamanlar dünyada 3 milyar kişinin halen var olduğu 2098'de doğdum. Karadeniz'e kıyısı olan bir şehirde doğmuşum ama savaşın şiddeti oralarda artınca ailem Ege'de bir adaya kaçmış. Neden miş ve mışlı konuşuyorum merak ediyorsanız bana söylenende de ayrıntı yok çünkü. Kusura bakmayın yani.

Sizin Avusturya diye bildiğiniz topraklara da ben 6 yaşındaykenn geldik. Buradan sonrası artık bende daha net. İlkokuldan üniversiteye 3 şehir hariç başka yer görmedim. Tiyatroyla ve masa tenisiyle ilgiliydim ki halen ilgiliyim. Üniversitede bitirdiğim bölüm uluslararası ilişkilerdi. Ne ironik.

Ha, bir de unutmadan siberde "white hacker" olmak gibi hedefim vardı.  Bunu da 21. yüzyıldaki sizin kullandığınız internet portalında paylaştığım için diyebilirsiniz ki "Yıl olmuş 3021. Bunca yüzyıl geçmiş, sistem hala mı aynı?" Ben de cevaplarım. Evet, aynı. 3021'e dek yaşarsanız görürsünüz. Bunu geçebiliriz.

Şimdi dünya adına Hiçistan devletinin kurduğu kooperatiflerden birinde halkla ilişkiler ve basın sorumlusu olarak çalışmaktayım. Bölümümden çok da alakasız sayılmaz yani.

***
Savaşla ilgili size şunu söyleyebilirim. Bazı 3. sınıf ülkelerinde denenen savaş stratejileri ve yeni silahlar yavaş yavaş büyük savaşın patlağını verdi. Kimin kiminle savaştığı belli olmadı. Atılan bombaların kaynakları sorgulanmadı. Birbiriyle müttefik olanlar bile birbirine bomba attı falan filan işte. Bu savaşta milyarlarca insan öldü. Onların yası bile tam tutulmadan bir anda 'yerden bitme' gibi ortaya çıkan komisyonca yepyeni ve radikal kararlar alındı. İster istemez herkes kararları kabul etti ya da herkese yakın... Şuanda da mutlu gibiyiz ya. Tanrı bozmasın. Varsa eğer...

***
Komisyon konusunda antrparantez şu bilgiyi vereyim. Savaşın müsebbibi olan eski ülkelerden Almanya'nın başbakanı da komisyonda. O yüzden yaptıkları iyi şeyler bile bu tarz kişilerin komisyonda olması nedeniyle benim kanımca gölgede kalabilir.
***

Konu gelmişken hatta geçmişken söyleyeyim bari. Evet, agnostikim. Sizin döneminizdeki dinler devam ediyor bu dönemde de. Ama başka dinler de ortaya çıktı. Dinsizlik de arttı. Benim olayımsa şöyle; çocukken Tanrı'ya savaşı bitirmesi, çocukların ölümüne izin vermemesi, sağ kalanların sefalet içinde yaşamaması için dua ettim. 15'li yaşlarımda ise Tanrı'ya sitemkardım. Sonra tam ateizme gidiyordum ve "yoksun işte" dediğim dönemde savaş bitti. Şimdi de "ya varsa" diye tırsıyorum.


2. Bölümün Sonu
-DEVAMI GELECEK-
***
HİÇİSTAN [1. BÖLÜM] 



16 Eylül 2018 Pazar

Talay Talayhan'ın notu: Blogdaki ilk uzun(!) hikayenin başlangıç bölümü. Yazım dilindeki eksiklikler veya hatalardan dolayı şimdiden af diliyorum. İyi okumalar...
------
Sene 3021. Hiçistan'dan sesleniyorum. Hiçistan 3009 yılında artık tüm dünyaya verilen isim. 2990'dan beri süregelen ve adına "20 Yıl Savaşları" dördüncü yüzyılın kabusuydu. Dünyanın geneli refah ve barış içinde yaşadığını düşünürken teknolojinin bir anda doğurduğu yenilikleri kötülük için kullanan 'insanlık' kendiyle bir savaşa tutuştu.

Bu savaşta insan insana muharebe az görüldü. Görüldüğü yerler ise genelde bir robotik kıyafetin içinde, onu kontrol eden insanlardı. Dedim ya bu savaşta insanlık kendi kendini yok etti. Olur olmaz yerlerde denenen bombalar, tamamen otomasyon kontrollü robotlar, uçaklar ve bu sistemlerin hacklenmeye açık şekilde kodlanmış olması gibi sebeplerle imhalar başladı, bazen kim tarafından başlatıldığı belli olmayan imhalar. Zaman zaman ülkeler birbirini de bombaladı, asker-sivil demeden ölümler oluyordu ve artık 3009'a gelindiğinde savaş bitmiş, insanlık ise yok olmanın eşiğine gelmişti.

Savaş bittiğinde tüm dünyada hepi topu 102 bin insan kalmıştı. En çok insan Avrupa kıtasındaydı ve diğer kıtalarda bulunan 30 bin kadar insana çağrı yapıldı. Herkesin Orta Avrupa'ya yerleşerek yeni dünyanın oluşumuna katkıda bulunması istendi. Bu deklarasyona icabet edenler oldu, ama vatan bellediği yerinde kalarak orayı düzeltmeye çalışacağını söyleyenler veya hiçbir şeyden umudu kalmayıp ölümü bekleyenler de oldu ve onlar gelmedi. Şuan size çok çok eski zamanlarda -sizin zamanlarda- Avusturya diye tabir edilen yerden yazıyorum. 12 yılda sadece Avrupa'daki nüfus 170 bini buldu. Hızlı bir kalkınma hamlesi bunda etkili oldu.

Önce bir komisyon kuruldu ve ülke yönetimini sağlayan bu komisyonca eldekilerin tespiti yapıldı. Ortak bir deklarasyonla silahsızlaşma hareketi başladı. Asla ama asla dünyanın hiçbir yerinde silah ve benzeri malzemelerin üretimi yapılamayacak, yapanlar ise ağır şekilde cezalandırılacaktı. Halen kurulu bulunan ordular lağvedilecek ve tüm dünya tek devlet kabul edilecekti. Hiçistan. Şuan her ne kadar sadece Avrupa'yla kaldıysak da... Diğer yerlerle pek irtibatımız yok da.

İnsanlar 12 yılda her şeyi unutmuş gibiydiler. Eh, ne de olsa kalkınma planıyla herkes emeğinin karşılığını alıyordu. Üretilen her şey eşit paylaştırılıyordu. Şark kurnazlığı gibi bir ahlaksızlığa kimse bulaşmamıştı. İsmimiz Hiçistan'dı ama hiç de "hiç" değildik. Kara mizahı seven bir komisyonumuz var.

-DEVAMI GELECEK...-

12 Eylül 2018 Çarşamba

Doğ, oku -artık okuma-, büyü, flört et -artık etme- , evlen, çocuk yap.
Bu döngüde çalış, para kazan. Daha çok çalış, daha çok para kazan. Kazandığın parayla tatil yap, tatilde yediğin parayı toplamak için tekrar çalış.

Çocuk ya da çocuklarına ev bırakmaya uğraş. 18'ine basar basmaz -büyük bir marifetmişçesine- altına arabasını çek. Oh, mis!

Bunu sen yapıyormuşsun gibi söyledim ama insanların çoğu böyle değil mi okurum?

Çocuğun iyi bir eğitim almasına çabalamıyor.
Kültür-sanat alanınnda gelişimine çabalamıyor.
Sportif olarak ilgisi var ama ona göre bu boş hayal. Gitsin memur olsun.
Hem ona ev almaya boşuna mı uğraştı bu kadar!?

İyi ev değil, iyi insan...
İyi insan için iyi ortam...
Bırak, o zaten kendi evini alır.

11 Eylül 2018 Salı

Klişeli başlangıç...
Gün geçmiyor ki ülkemizde bi' ilginçlik, bir saçma vaziyet daha yaşanmasın.
Komedisine mi gülelim, trajedisine mi ağlayalım karar veremedik. (Ben karar veremedim yani. Kendimden çoğul bahsetmekten haz duyarım.)
Uyku tutmaz diye saçmalamıştım ama bu kadar saçmalamanın yanında benimkinin "melek" kaldığını gördüm. 

Neymiş efendim, klibinde dolar varmış, FETÖ'cü... Bildiniz, küçük herif ya da herife...
Mabel LGBT imamıydı zaten, tüm gerçek ortaya çıktı şimdi.

Büyük haber siteleri de "Ünlü Şarkıcı Mabel Matiz'e Büyük Şok" başlıkları geçmişler. 
Şu iddiayı ciddiye alıp dava açmak da ayrı bi' ciddiyetin(!) eseri sanırım. 

Neyse, onlar yaptı, bense yazdım bu saçmalığı. 
İçimdekiler elbette bu kadar değil ama malum özgür bir ülkeyiz, o nedenle hepsini yazmıyorum.
Kıl bile nem kaptırır, mazallah!

8 Eylül 2018 Cumartesi

Uyku tutmaz, uyku tutmaz işte...
Saçmalarım, beynim yanar, uyku tutmaz.

Karaların aklımdan geçenleri, aklım düşer.
Depremler oluşur yüreğimde, parçalanır bedenim.
Uyku tutmaz, lanet uyku tutmaz.

Hele bir de yağmur yağmışsa o gece.
Arap kızını ararken camdaki Arap kızı olurum birden.
Yine tutmaz uyku. Tutmaz.

Adalet isterim uykudan. "Ulan" çekerim en hafifinden.
O sıralarda kaçarsa "pislik" zaten sabahlarım.

Düşüncelere dalarım. 
Boktan bi' sözü hatırlarım.
"Düşün, düşün. Boktur işin..."

Uykum kalmaz.
Mecalim kalmaz.
Uyku, tutmaz!
_talay talayhan saçmaladı.

3 Eylül 2018 Pazartesi

---DİKKAT! SPOILER İÇERİR...---
Chuck Palahniuk ne isim ama...
Bu adam size bir yerlerden tanıdık geliyorsa bunun nedeni Fight Club'tır.
Filmi ne kadar çok beğenilse de o kendi halinde, yalın bir sanat eseri niteliğinde yazılmış olan o kitap -veya kitaplar- filmlere konu oldukları zaman biricikliğini yitiriyor ve artık sadece satılmış bir esere dönüyor.
Ama üzülmeye gerek yok çünkü bu kitap -yani Ölüm Pornosu- kesinlikle bir filme konu olamaz.
Çünkü bunun sinema filminin, bu anlamda özgürce yayınlanmasına izin verebilecek bir RTÜK hiçbir ülkede yok. 

Kitap kısaca tüm çıplaklığıyla ortada ...

Bir aşk hikayesi, bir anne özlemi, tutkunun dorukları...
Bu kitapta aradığınız her şey var.

Ya bugün dünya rekoru kırılacak ya da dünyaca ünlü porno yıldızı Cassie Wright vajinal kanamadan ölecek.

Bir çekim stüdyosu ve ünlü porno yıldızı Cassie Wright ve viagralar ile kendilerini motive etmeye çalışan "1'den 600'e kadar" danalar gibi numaralandırılmış adamlar... Ve bu adamların bazıları
obsesif kompulsif bozukluğu ile kendisine hayran olan adamlar...

Bu adamlar o kadar takıntılı bir hayranlık ile aşıklar ki Cassie'ye, ailelerinden gizli bir şekilde  çekmecelerinde, yataklarının altında, sokabilecekleri her yere Cassie'nin şişme bebekleri vs. mevcut...
Sanmayın ki sadece Cassie'ye hayranlar 
Orada rekor denemesi için bulunan 600 adamdan birisi de ünlü bir porno yıldızı ve bu adama karşı da hayran olan ve hayran olmakla kalmayıp yapma penisini saklayanlar da oldukça mevcut.

Cassie Wright'ın tek amacı rekoru kırmak ve bu işten kazanacağı yüksek miktar ile zamanında evlatlık olarak verdiği, film çekimleri sırasında bir kaza eseri olan çocuğunu hayatı boyunca zengin bir şekilde yaşatmak.

Cassie'nin haberi olmadan o an o sette 72 numaralı bir adam Cassie'nin kendisinin annesi olduğunu iddia ediyor ve kendisine sürekli şu sözleri söylüyor.
"Anne seni bu hayattan çekip alacağım."
72 numaralı adam Cassie Wright'ın annesi olduğunu 600 numaralı adam olan ünlü porno yıldızına da söylüyor ve şu tepkiyi alıyor.
"Annen bile olsa sana sıra geldiğinde anneni becermelisin çünkü hayatı buna bağlı bu rekoru berbat edemezsin." 
Şimdi 72 numaralı adam ne yapacağını kara kara düşünmek zorunda.
137 numara ise Cassie Wright'a olan sapkın olarak aşık.
600 numaralı ünlü porno yıldızı ise zaten Cassie ile eskiden çok film çevirmiş ve hayatı boyunca Cassie Wright'ın aşkı ile yanıp tutuşmuş.

Bana kalırsa daha fazla ben anlatmayayım.
Sizler okuyun yoksa kitabı burdan okuyacaksınız.
Emin olun bu anlattıklarım sadece önizleme...
Daha fazlası Ölüm Pornosu'nda. iyi okumalar!

[TALAY'IN NOTU:Bu yazı Grotesk'ten Filozof Van Gogh tarafından talayhan.net için yazılmıştır.]