4 Kasım 2018 Pazar

Talay Notu: Filozof Van Gogh'tan bir başyapıt daha. İlk kez uçağa binen birinin anlatıldığı bu hikayeyi sizlere armağan etti sayın Filozof.

Uçakta yolculuk yapmak için ilk tecrübemi yaşayacağım.  

Anlattıkları kadar pek bir havası olduğu şuan merdivenlerden yukarı çıkarken belli olmuyor. Bakalım koltuğuma oturduğum zaman durumda bir değişiklik olacak mı? 


 Sonunda bulabildiğim en ucuz biletli uçaktaki koltuğumu gördüm ve ona doğru giderken bir hostese aşık oldum, galiba. Ama bana bakacağını sanmıyorum o yüzden bu aşkı direkt yarıda kesecek bir işaret aldım, telefonum çalıyor. 


 Koltuğuma gidene kadar çalmaya devam etti, telefonumu elime aldığımda arayan kişi şaşırtmadı, her zamanki gibi arayan annem. 


- Yavrum uçağa binmeden önce yemeğini yedin değil mi? Yavrum sonra miden bulanır senin, gelirken gelinimi de yanına aldın mı yavrum? Ne yemek yedin söyle bakalım, çorba da içseydin sonra kabız olursun yavrum. Çorba önemli bak, gelirken söylediğim turşuları da getirdin mi? 


Derken beklenen oldu ve başımda işte o aşık olduğum güzeller güzeli bir içim su Derya Hostes bana bir şeyler diyor ama dinlemiyorum. Hala annem telefonda bana bir şeyler anlatıyor. 


“İyi misiniz beyefendi?” diyor Deryacığım... 


Hayır iyi değilim diyorum ve bunu söylerken annem hala lahana turşusunun ne kadar önemli olduğunu anlatıyor. Evet anne haklısın diyor ve haya hostese bakmaya devam ediyorum ağzım açık bir şekilde. 

-Beyefendi doktor çağırmamı ister misiniz?  
-”Hayır gerek yok siz varsınız ya o yeter” diyorum.  
-İyiyseniz o zaman telefonu kapatır mısınız?  
-”Elbette kapatırım neden kapatmayayım ki?” derken kafam yerine geldi ve annemin alo alo cevap versene oğlum sesiyle kendime geldim.  

“Tamam anne her şeyi hallettim, o iş bende. Hadi görüşürüz” dedim ve telefonu sonunda kapatıp hostesime bakmaya devam ettim. 

 Uçmaya başladık işte, bu mükemmel bulutların üstünde fevklade bir yolculuk. 
Sağımdaki camdan baktığım zamanki manzara mı daha güzel yoksa emniyet kemeri ve acil durumlarda yukarıdan çekilmesi gereken o hava zımbırtısını anlatan Derya’m mı karar verme aşamasındayım ve kararımı verdim. 
Tabii ki de biricik Derya’m.  
Hayallere dalmaya başladım hemen, onunla sahil kıyısında bir yerde evleniyoruz. Herkes ne kadar da mutlu böyle, düğünüme gelen mini etekli kızlar bana bakıp üzgün yapıyorlar gözlerini.  

“Neden yanındaki ben değilim” dediklerini gözlerinden görebiliyorum.  
Biliyorum kızlar üzgünsünüz ama bilirsiniz işte aşk bu kime konacağı belli olmaz diyorum mikrofonla.  
Annem arkamda beliriyor, “oğlum salatalık turşusuna baktın mı, ufak olanları daha lezzetli oluyor. Ondan alsaydın keşke yavrum” derken kendimi bir anda sünnet düğününde gibi hissetmeye başladım, yatağımın yanında da üzülmeyin kızlar kökü bende yazıyor.  

Kafamı salladım yeniden döndüm hayallere ve sonunda düğün bitti ve Derya’mı herkesin alkış eşliğinde dudaklarından öpmek üzereyken uçağın sarsıntısı ile saçma hayatıma geri döndüm “ne oluyor lan” derken bir çığlık duydum. 


 Ne pilot bayıldı mı?  

Hostese yardımcı pilota ne olduğunu sordum ve normal karşılıyorum artık tabii ki de.  
Pilot bayılırken kafasını bir yere çarpmış ve yardımcı pilot da kan görmeye dayanamadığı için o da bayılmış.  

“Siktir lan oradan, bu kadar da saçma bir şey olmaz” diyorum içimden ama olmuş işte.  


Annem turşuları götüremeyeceğim için çok üzülecek diye düşünürken oynadığım uçak sürme oyunları geldi aklıma. “Ne kadar zor olabilir ki lan bu iş” dedim ve atıldım ortaya bir yiğitlikle, “açılın ulan ben doktorum” der gibi “açılın ben pilotum” dedim.  


Ağlayan herkes bir anda gülmeye başladı yaşasın kurtulduk dedi bir çocuk, Derya’m bana eliyle öpücük atıyor ben kabine doğru ilerlerken diğer hostes kalbinin oraya ellerini götürüp kalp yapıyor. Bir koltukta oturan ne iş yaptığı belli hanımfendi diliyle bir şeyler yapıyor gözümü ona doğru çevirirken başka birisinin koltuğuna çarptım ve o koltuktaki kadının kucağına düştüm.  


Kadın bana çantasıyla vurmaya başladı. “Tamam abla özür dilerim” derken Derya’m geldi ve “kurtarıcımıza suikast girişimi var” diye koşarak bana vuran kadını kafasını sağa sola vurmaya başladı ve darbeyi püskürttü. İşte benim kadınım, asi ve sinirliyken nasıl da güzel oluyor! 


 Neyse işimize dönelim, kafamı tutarak pilot kabinine geldim. Bu ne mına koyim önümde  100 tane tuş var” diyorum içimden, arkamı döndüm Derya’ya gülücük attım ve yeniden önümü döndüm. 


 Her şeye basmaya başladım o sırada yardımcı pilot uyandı. 

 “Ne işin var senin burada” derken bir yumruk koydum, yeniden bayıldı.  
Derya’m ile evlenmeme engel olacaktı az daha şerefsize bak sen. 
Neyse işimize dönelim.  
Önümüzde kocaman bir dağ var ve hiçbir şey yapamıyorum etrafa bakınıyorum sadece. Paraşüt var mı diye. 
Derya için ölümü de göze alacak değilim ya.  
Arıyorum bir şey bulamıyorum ve çarpıyoruz sonunda annemin turşuları gitti beni öldürecek dediğim anda beyaz ışığı gördüm.  

Dua etmeye başladım, “Allah’ım geçen gün kuzenim bir eşyasını yerden alırken onun poposunu dikizlediğim için beni affet. Aslında kötü bir niyetle bakmamıştım sadece ne kadar büyük onu merak etmiştim. O şekilde çok net gözüküyordu valla kötü bir niyetim yoktu”.  

Sonra dedim ki kendi kendime “Şu kızın dudaklarına git yapış nasıl olsa öleceğiz birazdan.” Koşmaya başladım Derya’ya doğru işte orada hayatımın kadını, gittim yanına ve direkt dudaklarına yapıştım. Beni elleriyle iterken ona dedim ki “Seni seviyorum Derya’m.”  

Ölmeyi beklerken uçak bir anda havalandı.  

Ne pilotlardan birisi mi uyandı?  
Ve az önce bana kalp yapan ufaklık da beni tekmeliyor yerde, bari sen vurma Derya’m.  
Kafamı yere çarptırmana da hiç gerek yoktu benim asi sevgilim... 


FİLOZOF VAN GOGH